Ana Sayfa Enstrümantal Klipler

VİTRİN   DUYURULAR   TÜM ESERLER   BİYOGRAFİ   BASINDAN   HAKAN BAYRAKTAR'DAN   GÖRÜŞLERİNİZ   İLETİŞİM

           

Tasavvuf Musikimiz

Müzik, Meleklerin Dili

Seyyid-i Burhanettin Veli Hz. ve Kayseri Şehri

 


Ağrı Manifestosu

Dünyanın İlk Tıp Fakültesi Gevher Nesibe

Depresyon, Ruh Depremi

 


Seyyid-i Burhaneddin-i Veli Hazretleri ve Kayseri Şehri
Dr.Hakan Bayraktar


Kayseri şehri öteden beri veliler burcu, alimler karargâhı olmak üzere şöhret yapmış ve bu sebeple “MAKARR-I ULEMA” sıfatını kazanmıştır. Birçok Tarikat-ı âliyye şeyhlerinin ve parmakla gösterilen alimlerin yetişme merkezi olduğu araştırma sahiplerince kabul edilmiştir. Kayseri’nin Güneydoğusunda Seyyid-i Burhaneddin adıyla anılan Türbe-i Şerifesi’nde medfun bulunan Mevlana Celâleddin Hazretleri’nin hocası, Üstad-ı Azam Seyyid-i Burhaneddin Muhakkık-i Tirmizi Hazretleri mutasavvıfların dilinde Seyyid-i Sırdan, halk arasında da Seyyid-i Burhaneddin ünvanı ile meşhurdur ve Hz. Hüseyin Efendimiz’in soyundan gelmektedir. Aslen Tirmizli olup, Mevlâna (k.s) Hazretlerinin babası Sultan-ul Ulema Bahauddin Veled Hazretleri’nden feyiz almış ve Mevlâna Hazreterine dokuz sene hocalık ve mürebbilik yapmıştır. Sultânu’l-ulema Bahauddin Veled Hazretleri Hac farizasını yerine getirmek üzere Tirmiz’den hareket buyurmuşlar, Hac’dan sonra Erzincan’a ve daha sonra Larende’ye gelmiş, arkasından Sultan 1. Alaaddin Keykubat’ın rica ve davetini kabul ederek Konya’ya teşrif buyurmuşlardır. Bu sıralarda Seyyid-i Burhaneddin Hazretleri Tirmiz ve Horasan taraflarında dini ilimleri yaymakla meşgul olmaktadır ve ışığı her tarafı kaplamıştır. Üstadları Sultânu’l-Ulema Bahauddin Veled Hazretleri’nin ahirete irtihali esnasında Seyyid-i Sırdan, Tirmiz’de müridleriyle bir mecliste bulunmaktadır ve kendi iç alemine daldıktan sonra; “Şeyhim, bugün fâni dünyadan yürüdü.” diyerek, müridlerini haberdar etmiştir. Seyyid-i Sırdan bir zaman sonra rüya aleminde Sultânu’l-Ulema tarafından vaki olan emir ve manevi işaret üzerine doğum yeri olan Tirmiz’i terk ve Konya’ya hicret için bir yıl boyunca yürümüş ve Konya’ya ulaşmıştır. (Hicri 620) Konya’da dokuz sene Mevlânâ Celaleddin Hazretleri’nin meclisine devam buyurmuşlardır. Birgün Mevlânâ Hazretleri’ne haber vermeksizin Konya’dan ayrılmışlar ve yolda bindiği hayvanın ayağının sakatlanması üzerine Konya’ya geri dönmüşler. Mevlânâ (k.s)’dan özür dileyerek bir müddet daha kaldıktan sonra yine bir manevi işaret üzerine Kayseri’ye gelerek şimdi Mevlevi dergah-ı şerifi bulunan makamda kendileri için tahsis edilen hücrede, dini ilimlerin yayılması için gayret sarfetmişlerdir. Seyyid-i Burhaneddin Hazretleri’nin bağlılığı beş vasıta ile Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri’ne uzanmakta ve birçok menkıbe ve kerametleri anlatılmaktadır. Kendisine gelen “İrcii (Rabbi’ne dön)” emrine karşı “Lebbeyk (Buyurunuz, ferman sizindir)” diyerek, tam bir teslimiyetle dar-ı fenadan dar-ı bakaya göç vaktinin geldiğini anlamış ve yanında bulunan hizmetçiye, “Git Burhaneddin vefat etti, cenaze namazına hazır olunuz.” diye halka nida et.” demesi üzerine, hizmetçi gitmiş bütün Kayseri’yi dolaşarak halkı cenaze namazına davet edip geri dönmüştür. Fakat ilahi emanetin teslim vakti henüz gelmemiştir. Ve Seyyid-i Sırdan o sırada seccadesinde ibadetle meşgul olmaktadır. Hizmetçi bu hali görünce şaşkınlıkla bakarak “Ben emrinizi yerine getirdim efendim.” demesi üzerine hazret, selam verdikten sonra gülümseyen bir yüzle “İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” ayetini okuyarak mübarek başlarını secde yerine koyup ruhlarını teslim etmişlerdir.
Seyyid-i Burhaneddin Hazretleri’nin sohbetlerinden derlenen “MA’ARİF” isimli eserinden başka, bir mirası ve sünneti olarak, bundan birkaç yıl evveline kadar Kayserililerce, alimlerin vefatlarında minare ve çarşılarda ilanlar yapılırdı. Şimdi bu kaide kısmen çarşılardan kaldırılmış olup, minarelerde müezzinler vesilesiyle Sala olarak söylenmektedir. Seyyid-i Burhaneddin Hazretleri Kayseri şehrinin Güneydoğu tarafında, Burhaneddin kabristanı denilen kabristanın orta kısmında, kendine mahsus türbesinde, gufran toprağında medfundur ve hergün yerli yabancı yüzlerce ziyaretçinin gönlü şen olmakta, dünyevi buhranlar arasında kaybolan ruhlar Allah’ın izniyle tekrar neşv-ü nema bulmaktadır. Bu türbenin üzeri (1309) senesine kadar açık kalmış son zamanlarda esaslı tamiri yapılmıştır. Türbenin sandukası üzerinde şu mısralar yazılı olarak halen görülmektedir.
“Keşfeyleyüp bir sırrı düştün yola Tirmiz’den,
Feyzalmıştı Mevlânâ nice sohbetinizden,
Esirgeme ne olur şefaatini bizden,
Bad-ı Saba olup es seherlerden müjde sun.
Arifler sultanısın ey Seyyid-i Sırdan,
Muhabbet buldum, sarhoş oldum zevk-i sürurundan,
Kubbe kubbe kanat germiş üstümüze nurdan
Esirgeme ne olur şefaatini bizden,
Meyhur oldum cezbeden,
Huzur buldum manevi ruhundan.”

Merhum Seyyid-i Burhaneddin Hazretlerinin Konya’dan gaib oluşu hakkında Mevlânâ Hazretleri’nden sorduklarında, Hz. Mevlân⠓İlim ve irfan menbaı Seyyid-i Burhaneddin Rum beldelerinden bir beldeye gitmiştir.” şeklinde işaret buyurmuşlardır.
Eski Kayseri mutasarrıfı Nazım Paşa tarafından nazm edilmiş olup, türbenin kapısı üzerine oyma yapılarak yazılan kıt’a da şöyledir;
“Fartı adab ile gir zair muhlis ki budur
Merkad-ı Muhterem Hazreti Burhaneddin
Çeşmi irfanına kühul ister ola isen
Cebne sayi kademi Hz. Burhaneddin budur”
“Ey ihlas sahibi ziyaretçi! Burası, Hz. Burhaneddin’in hürmete layık türbesidir. Büyük bir saygıyla gir. Eğer irfanın gözüne sürme çekmek istiyorsan Burhaneddin Hazretleri’nin ayağına alnını sürmelisin.”
Allah (c.c) cümlemizi şefaatine nail eylesin.

Yeni Dünya Dergisi

 Adınız:
 
 Soyadınız:
 
 E-mailiniz:
 

 Konu:

 İletiniz :
 

           
Copyright © hakanbayraktar.net - hakan@hakanbayraktar.net